Azametli Aptallar


Amerikalı fizikçi Richard P. Feynman farklı disiplinlerde çalışan akademisyenlerin toplantılarına katılıyor, konuşuyor, soru soruyor; ama bu toplantılarda bilgiç görünmeye çalışanlara katiyen dayanamıyor ve onlara, “azametli aptallar” diyordu. Çevrenize bakın onlardan epeycesini görebilirsiniz! Feynman, bir sosyologun sunum yaptığı konferanstaki gözlemlerini aşağıdaki gibi anlatıyor:

“Konferansta bir sürü aptal vardı- azametli aptallar. Azametli aptallar, beni duvara tırmandırır. Normal aptallar tamam; onlarla konuşabilirsiniz ve onlara yardım etmeye çalışırsınız. Ama azametli aptallar -aslında aptal olup da bunu saklamaya çalışanlar ve hokus pokusla insanları etkileyecek ne kadar şahane olduklarına inandıranlar. İşte buna dayanamam! Normal bir aptal düzenbaz değildir; dürüst aptal tamam. Ama üç kâğıtçı aptal felakettir! Konferansta karşıma çıkan bunlardı. Bir sürü azametli aptaldı. Çok hayal kırıklığına uğradım…

Bir sosyolog vardı. Hepimizin okuması için bir makale yazmıştı. O lanet şeyi okumaya başladım. Gözlerim kapanıyordu: Ne başını ne sonunu bulabiliyordum! Bunun sebebini listedeki kitaplardan hiçbirini okumamış olmamdan kaynaklandığını anladım. Sonuna kadar o rahatsız edici “Ben yeterli değilim” duygusunu yaşadım. Sonra kendi kendime “Duracağım ve bir cümleyi yavaş yavaş okuyacağım. Böylece ne cehennemin dibi anlamına geldiğini çıkarabileceğim” dedim.

Durdum -gelişigüzel- ve bir sonraki cümleyi çok dikkatli okudum. Tam olarak hatırlayamıyorum ama şuna çok yakındı: “ Sosyal topluluğun her üyesi çoğu zaman bilgiyi görsel, sembolik kanallardan alır.” Tekrar tekrar okudum ve tercüme ettim. Ne anlama geldiğini biliyor musun? “İnsanlar okur”.

Bir sonraki cümleye geçtim ve onu da tercüme edebileceğimi gördüm. Sonra bu gereksiz bir iş oldu: “İnsanlar bazen okur, bazen de radyo dinler” ve bunun benzerleri. Ama öyle gösterişli yazılmış ki bir kere okuyarak anlayamıyorsunuz ve sonunda çözünce işin içinde hiçbir şey olmadığını görüyorsunuz.”

Image

Avusturyalı bilim ve siyaset felsefecisi Sir Karl R. Popper 20. yüzyılda bilimsel araştırmanın mantığına dair devrimsel fikirler öne sürmüş ve kendi deyimiyle döneminde pek moda olan mantıki pozitivizmi bitirmiştir. Ancak Popper’ın hedef tahtasında sadece tümevarımcı pozitivistler bulunmuyordu. Sosyal bilimlerin mantığına dair de detaylı bir şekilde görüşlerini arz eden Popper, Platon’dan Marx’a kadar toplum üzerine çeşitli öngörü ve kehanetlerde bulunan filozofları alaya almış; başta Wittgenstein, Heidegger, Adorno olmak üzere pek çok çağdaşıyla akademik münakaşalara girişmişti. Popper, en başta dil felsefecileri olmak üzere sosyal bilimcilerin “anlam” üzerine yaptığı tartışmanın manasız olduğuna dikkat çekiyor ve bunu orta çağ hristiyan teologlarının meleklerin cinsiyetini tartışmasına benzetiyordu. Bu sebeple olsa gerek ki Popper sosyal bilimler alanında anlam üzerine iştigal eden kişilerle bir müddet sonra tartışmaktan imtina eder oldu. Bir okurunun Profesör Habermas’la tartışmaya girmemesinin sebebini sorması üzerine Popper ona şöyle cevap verir:

1970 yılına kadar Adorno ve Habermas’la ilgili tek bir kelime dahi yayınlamamıştım. 1960 yılında Adorno ile girdiğimiz Pozitivizm tartışmaları esnasında Adorno’nun Almanca yazılarının bir kısmını İngilizce’ye çevirirken şunu farkettim. Bazı okuyucular ana metne uygun çeviri yapmadığımı göreceklerdir. Bunda hiçbir sakınca görmüyorum. Ben oldukça deneyimli bir çevirmenim ama belki de bu iş için biraz aptal olabilirim. Biraz sonra okuyacağınız çevirinin aynısını Jurgen Habermas’ın da yaptığını göreceksiniz. Habermas sözlerine övgüyle bahsettiği Adorno’dan bir alıntı ile başlar:

Habermas’ın çevirisi: Toplumsal bütünlük, ortaya çıktığı toplumun öne sürdüğü yaşam biçiminin üzerinde, kendine özgü bir yaşam sürdürmez.

Benim çevirim: Toplum toplumsal ilişkilerden oluşur.

Habermas’ın çevirisi: Toplumsal bütünlük tek tek yaşantılardan oluşur ve çoğalır.

Benim çevirim: Farklı ilişkiler bir biçimde toplumu yaratır.

Habermas’ın çevirisi: Adorno, toplumu, Hegel mantığından geldiği yadsınamayan kategoriler olarak değerlendirir.

Benim çevirim:  Adorno Hegel’i anımsatan bir ifade kullanır.

Habermas’ın çevirisi: Toplumu, parçalarının toplamından daha fazla olduğunu savlayan önermeye dayanarak , organik açıdan bütünü değerlendirmeyi yasaklayan, salt diyalektik anlamda bir bütün olarak görür.

Benim çevirim: Bu nedenle bütünün, parçalarının toplamından daha fazla olduğu söylenemez.

Çevirilerinin karşılaştırması bu şekildedir. Popper basit bir şeyi karmaşık, sıradan olanı, anlaşılması zor biçimde ifade etme biçimindeki bu acımasız oyunun, birçok sosyolog, felsefeci vb. tarafından ne yazık ki gelenekselleşmiş, meşru bir görev olarak kabul edilmesinden yakınır.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s